Aquabeat...

There was a boy...
A very strange enchanted boy.
They say he wandered very far, very far
Over land and sea,
A little shy and sad of eye
But very wise was he.

And then one day,
A magic day, he passed my way.
And while we spoke of many things,
Fools and kings,
This he said to me,
"The greatest thing you'll ever learn
Is just to love and be loved in return."




Küçüğüm daha çok küçüğüm...
   

<< March 2012 >>
Sun Mon Tue Wed Thu Fri Sat
 01 02 03
04 05 06 07 08 09 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31


mina melek

Her mind is Tiffany twisted
She's got the Mercedes bends
She's got a lot of pretty, pretty boys
That she calls friends
How they dance in the courtyard
Sweet summer sweat
Some dance to remember
Some dance to forget
So I called up the Captain
Please bring me my wine
He said
We haven't had that spirit here since 1969
And still those voices are calling from far away
Wake you up in the middle of the night
Just to hear them say

If you want to be updated on this weblog Enter your email here:



rss feed



Monday, March 13, 2006
costa magica

asirlar olmus, vakit olmamis, unutuvermisim burayi..

costa rica buyulu bi tatil oldu. hic ama hic beklemedigim dostlar kazandirdi. dunya ne garip bir yer. and costa rica is a crazy place. ben bile bas donmesinden neler oldugunu anlamazken sanirim buraya yazmak cok zor..

acaba fotografci mi olsam?

 


Posted at 09:31 pm by aquabeat
ne dersin?  

Tuesday, August 02, 2005
gitmeden once..

oy oy ne kadar zaman olmus yazmayali. gitmek yaklastikca garip bir his kapliyor içimi hani sınırsız bi mutluluk ama aynı anda "kızım salak mısın ya goremicen bu insanalrı şşht hop farket"cilik. 

lisenin her ogesine ama her ogesine beni ben yaptığını düşünerek sonsuz minnettarlığımı sunuyorum.. onemli insanlar var cok onemli insanlar benim icin. iyiki varlar, of iyiki varlar ya!! of gidicem.. offf... işte böle dengesizlik buhranı bi dönem. bazı şeyler ne garip?

şükür..

ezra stiles rulezz..

Posted at 02:04 am by aquabeat
Ne dediler (1)  

Monday, June 06, 2005
denge

sorunlu bir dönem.. insanlar arası farklılıklar coğu zaman guzel ya, pek de guzel olmadığı bir donem.. farklı tepkiler, bakış açıları, öncelikler, düşünceler, kararlar, vs. vs. hayatla başa çıkış yolları çok farklı herkesin. insanların birbirini anlaması ara sıra olan ve mucizevi bir olay. normalde olmuyor.

mesela ben kuzenimi anlamıyorum. teyzemi de. düşününce hersey annesi yuzunden ve de onun annesi. sonu da gelmiyor. herkes doğru bildiğini yapıyor ama ortada kocaman bir "sorun" var. hatta sağlık sorunu boyutuna gelmiş bi sorun.

ve de karışmamın imkanı yok. cünkü kendi sınırlarından içeri sokmuyor beni. üstelikte girmeye calışanların kafasına kültablası fırlatıyor.
karışmıyorum kimseye.
pasifim.
bilmiyorum.
anlamıyorum.
"daha benim yaşım kaç!" diye bağırasım geliyor ama biliyorum ki hiç bi gün hayatın tüm yükünü kaldırabilecek kadar yaşlı olamayacağım. taşıyabildiğimi taşıyorum.
iyi gideceğine dair umudum yok. sığındığım inanç da sedece beni zar zor koruyor su ara. başka insanlara aşılayamıyorum. annem uzgun ama onu mutlu edemiyorum. hersey iyi olacak diyemiyorum cunku biliyorum olmayacak.
hayat daha kolay olmuyor.
haksızlık kanında var hayatın.

biliyorum hersey pozitif, affedici, anlayışlı olmaktan geçiyor. ama yoruldum...

genede şükrediyorum iyi giden bir şeyler var. komik, hep bir denge içinde hayat..

dilerim hersey iyiye gider. ama o zamanda denge bozulur.

Posted at 12:59 am by aquabeat
Ne dediler (1)  

Saturday, May 14, 2005
kizilciklar

ya kesin incelmek gerek ya bu böle gitmez. bi ay kala rejim yapcam diodm mezuniyete. işte o zaman geldi. hani ardından yaz, amerika fln.. toplucana akıllı bi iş olur. ya bugun hoş bi gün ya gercektende bi güç var ki insana morali ne zaman nasıl vereceğini biliyor. en istediğin ve gercekten hakettiğin anda. umarım su iki üç pürüz de hallolur mesela yeğenciğim iyileşir falan.
lütfen.

Posted at 10:28 pm by aquabeat
ne dersin?  

Friday, March 25, 2005
espanYa

uzun zaman olmus ya yazmayalı. huzurluyum su an, fazla dusunmemeyi seviyorum ve sahip oldugum seylere bakınca o kadar sanslıyım ki.. uzulmek ayıp ya. ama tabi kaçınılmaz.. neyse suanda benle değil..
cevaplar geliyor yavaş yavaş. franklin and marshall ardındanda vassar gelmiş. of gelecek ne bilmiyorum ama heyecan verici oldugu kesin..
me gusta los aviones
me gustas tu
me gusta viajar
me gustas tu

la la

mu gusta fuego muchisimo
y noche..

Posted at 12:27 am by aquabeat
Ne dediler (2)  

Monday, February 07, 2005
tost

kafayi yedim write up yaza yaza. bu kar tatili cok iyi oldu valla. hem huzur otesi, hem ekstra zaman... dun annemle meleğin düşüşüne gittik. yok yani cok filmin sonunda apışıp kalmıştım ama bu kadar lök diye bitenini ilk kez görüyrum ne diyim. yinede bayaa hoş bi filmdi, burdan herkese tavsiye...
ilk ispanyolca dersi de bu arada bole güme gitti tabii.. bir de dün ezginin yazdiklarını okurlken cok duygulandim ne yalan söyleyim. böle muhtesem raytaplara karsilik ne yazsanız yetmiyor, kotu bir his. neyse denedim en azından. tostumu sogutmiyim simdi.

Posted at 01:10 pm by aquabeat
ne dersin?  

Saturday, February 05, 2005
got me on my knees

hic de fena bir hafta değildi bu hafta. bir tek handenin uzulmesine uzuldum o kadar. onun dışında istanbul modern, handeciimi koca bi hafta sonra doya doya gormem, yaran incredible familya animasyonu, ereni atıyo olmiim 8 ay falan sonra gormem ve dertleşmem, bugun meriç ve canberkin muhtesem muhabbeti.. 

kar yagması da ayrı bi keyif, oyle seviyorum ki buz havalarını. siyah paltonun uzerini buz  kaplaya kaplaya, ayagın taksim ray kenarlarında biriken sulara bata çıka, kulakların soguktan kızararak son surat yurumek ne keyif!

yıllık fotosunuda bir daha cektirdim. en son eren ve zeynebin "otopsi odasında bu kızı gosterseler bu yasemin değil derim" demesinden sonra dedim e okadar da olmasın bari, kıçım dona dona o karda taksim zumrute yurudum, bu sefer elimden geldigince dogal çektirdim bi kaç poz. e hadi hayırlısı.
demoşun beatles da canlı müzik sırasında bağırıp da bateristin acayip bakışları arasında h. şakıması beni de şaşırttı hani.
kullanılmak istemek nasıl bir duygu?
hani "love me love me say that you love me fool me fool me go on and fool me" misali
çok kişiden duydum bunu adam gibi adamlar, olgun dediğim kadınlar da soyledi. "olsun sırf beni kullandığını biliyorum ama onsuz yapamıyorum, kullansın beni" nasıl bir şey bu ya? hani gururun dibe vurduğu yer olmasının yanı sıra, çok acı verici olsa gerek. zamanında kabullenmesemde yakın bir his duymuştum birilerine ama özümseyen insanlar olması ilginç. hem de bunu soyleyenlerden bir kaç tanesinin "kullanılmak" istedikleri insan dışında üç beş sevgilisi var. nassıl ya? neyse bir suru başka şey gibi bunu da yargılamadan kafamın bir köşesine yazıyorum. binlerce farklı hayat gorusunden bir tanesi. bana pek yakın değil ama başına gelmeden ahkam kesmemek lazım. hayır zamanında kendimi rezil durumlara soktuğum olmuştu ve çevremdekilerden beklediğim tek şey bir parça anlayıştı. o bakımdan artık kimseyi yargılamıyorum. anlıyorum seni kardeşim, anlamasam da boşver bir bildiğin vardır, bunca dil döküyosun.

e tabi hukuk böle işlemiyor ya benden hukukçu olmaz zaten. bence herkes haklıdır çoğu durumda. heh daha canisine raslamdım ondandır. hani kalp kesenini gördüm de adam biçeni henüz ortada yok.

oh lord please don't let me be mizunderstood dı dı dım dı dı dımmm...



Posted at 02:26 am by aquabeat
ne dersin?  

Sunday, January 30, 2005
şükriye

saat kac oldu? 4.37. neden hala uyumadım bilmiyorum. ne bi işim vardı ne de yarın var. tatilin manasının sınırlarını zorluyorum. sabaha karsı yat, oğlene kadar uyu, fizyoterapiye geç kal, gunde 3 film izle, kitap oku, resim yap. sanırım sonuncusu en keyif vereni. film ve kitap gözümü yoruyor. bir de artık dogru düzgün film cekmiyolar mı be? her televizyonu acısımda bişey bulamayıp bi hınçla kapatıyorum, taa ki sıkılıp bi daha açana kadar. neyse bugun ezgiyi gördüm günüme renk kattı. fark ediyorum da ölümü kabullenmemiş ne çok insan var dünyada! belki doğamızda değildir.

ölüm.. soğuk değil. çünkü ısısı yok. hiç bişiyi yok. boş. yüzde doksanı acılı. hani şanslı bi yuzde için daha bi rahat, belki yaşlı yatağında, ya da ani.

peki hemen bugün şu an ya da az sonra şu yazdıklarımı okuduktan sonra ölürsen, ölürsem, ölürsek?en beklemediğin anda, acılar içinde, hayatının baharında? of hissizleştim. gecelerdir uykumu kaçıran fikri umursamaz mı oldum? acaba ölümü kabullenmeyi başardım mı? umarım. tamam, o zaman sıra hayatı anlamdırmakta. basitliği kabullenmekte. "her şeyin yalan olduğunu bilerek bir şeylere anlam yüklemeyi başarmak savaşçılıktır."

of. çok soru sorup düşünmekten sıkıldım.. handeee!! nerdesin gel artık. bu kadar mı özlenir ya bi insan? ispanyolca, bahar, aşk(?), acı, renk, su, üniversite, amerika, seçimler, heyecan... gel bekliyorum.

evet hayat güzel her şeye rağmen.
basit:
breathe in, breathe out.

şükürler olsun, yaşadığımız ama hak etmediğimiz tüm mutluluklara. sağlık, özgürlük, sevebilmek, sevilmek, dostlar, hayat, çukulata..   hak ettiğimiz şeyler mi? hayır sadece şans.. daha fazlasını istemeden önce bunların değerini bilmek gerek.

4.52   

Posted at 04:58 am by aquabeat
Ne dediler (1)  

Thursday, January 20, 2005
biranda "!"

"angels are bright still
though the brightest fell"

"en parlak"? ne demek? var mı? teşekkürler hayata, öğrenmenin cidden zamanı yok. bu sene bayram hediyemde buymuş. "en" diye birşeyin olmadığı konusunda küçük bi hatırlatma.

babam zeki adam, sanırım sandığımdan daha iyi tanıyor beni. söledikleri o kadar rahatlatıcı ve güven verici ki. zamanında kahpe felekle çok işi olmuş, tanıyor herif.

her şeyde bi hayır vardır. yıkımların da bi sebebi vardır, tüm kurduğumuz şeylerin olduğu gibi.

şaşırtıcı olan, bazı şeyler ne hızlı gelişiyor. ve bazı insanlar ve bazı yöntemlerle ne çabuk unutuluyor. "neden" demenin ne yeri ne zamanı. bazen bazı şeyler sadece "olur" ve bakarsınız iyi olmuş. hiç bi gün olmasaydı ne olacağını bilemediğinizden de yeterli derecede görüş sahibi olamazsınız konu ve alternatifleri hakkında. bu da pişman olmamaya iter. evet, "iter" çünkü meğil pişmanlığa doğrudur orjinalinde. en azından bana öle olur hep.

hayret, paragraf çifte manalı oldu.

ikinci mana konusunda,
Hande sen olmasan yapamazdım, ne diyim...

it's all for the best



sanırım ben fazla sakinim.

Posted at 06:47 pm by aquabeat
Ne dediler (2)  

Tuesday, January 18, 2005
che

Aqui se queda la clara
La entraniable transparencia
De tu querida presencia


İspanyolca'ya bir an önce başlamak lazım. Olmaz ki böle anlamadan. Gerçi bu şarkının müziği sözlerini aşıyor. Noolursa olsun, İspanyolca tutku oldu bende. Kanımda olsa bu kadar olur muydu bilmem ya Küba'da yeraltı dans klüplerinde dağıtıcağım geceleri iple çekiyorum.(!) Bide şu gereksiz diz olayı olmasa..

Of, Allah'ım..

Son zamanlarda beni en mutlu eden şeyin rezil olmasına izin verme.. Bu çoklu denklemlerden hiç hazzalmıyorum. Anlayamadığım değil ama sezemediğim zaman kör gibiyim. Şuraya yazdıklarımı bi sen duysan yeter Tanrım..

Her şeyin iyi gideceğine inanan çocuklar gibiyim. Herkes, sevdiğim sevmediğim herkesin başına iyi şeyler gelsin istiyorum. la vie en rose misali. Yazık ki iyi niyet dünyayı ne kadar etkiler bilemiyorum, ne kadar değiştirir. Uzun zamandır ilk defa çocuk savunmasızlığı var üzerimde. İnsanı helak eder, doğrudur. Ama en savunulabilir hareketler çocuksu iyi niyetten doğanlar değil mi? Kaybetsende yenilmeyeceğin tek savaş. Ne kadar yüksekten düşsende can acısı hep katlanılabilir düzeyde olan, kendince haklı olabilmek.. özlemişim..

Hadi bakalım ne kadar sürücek bu gül renkli hayat..
 

Posted at 11:43 pm by aquabeat
ne dersin?  

Next Page